KOYDEN HIKAYELER
 65-70 Yıl Önceki Bir Cem Töreni ve Alevi Takibatı:

Olay, eski adı Avanuşağı olup bugün Maraş merkeze bağlı Çiğil köyünde geçer.


Dönemin köy muhtarı İrbami Eli ( İbrahim Uzundere)nin evinde Hakkı Onbaşı adında askeri bir görevli eşiyle birlikte kalmaktalar. Hakkı Onbaşı, Çiğil köyüne yakın Karamıdık semtinde bir jandarma karakolunda görevli.

Eses amacı Alevi- Kürt köyü Çiğil’i denetlemek olduğu için, karakolda jandarmalar bulunuyor gerekçesiyle, kendisi eşiyle birlikte Köy Muhtarı İbrahim Kâhya’nın (İbrahim Uzundere) evinde kalıyor.

Bir akşam, köyde cem töreni yapılacağını hisseden Hakkı Onbaşı, ev sahibi İbrahim Kâhya’nın evden ayrılmamasını istiyor. Oysa, köyün önde gelenlerinden olan İbrahim Kâhya, önceden belirlenmiş olan cem törenine katılmak istemektedir. Bu nedenle, Onbaşıya, davara gideceğini söyleyerek evden ayrılıyor. Cem törenine katılmak üzere gizlice evden ayrılır ve törenin yapılacağı eve gider.

Hakkı Onbaşı, köyde o gece yapılacak cem törenini haber almış, ancak dağınık köyde hangi evde yapılacağını tesbit edememiştir. Amacı, cem törenini basmak ve katılanları cezalandırmaktır.

Ev sahibi İbrahim Kâhya’nın ortadan kaybolduğunu gören Hakkı Onbaşı, tam kanaat getirerek cem yerini gösterecek birini aramaya koyulur. İbrahim Kâhya’nın Cımo Kavak adında bir çiftçisi vardır. Hakkı Onbaşı, Cımo’yu önüne katarak, kendisini cem yerine götürmesini ister. Onbaşının amacını kavrayan Cımo, kıvranmakta ve durumu en azından eşine haber vermek istemektedir. Bunun için, ayakkabılarını değiştirme bahanesiyle evine gitmek ister. Ancak Onbaşı buna da izin vermez, ayakkabılarını değiştirmek istiyorsa, kendi çizmelerini giyebileceğini söyleyerek ona izin vermez.

Cuma, bir biçimde cem yerine haber ulaştırmak için yolu uzatmaya çalışır. Yolda Huçê adında bir kadını görürler. Cuma, akşam vakti gizlice ona işaretlerle durumu anlatmak ister. Ancak sağır Huçê , durumu anlamaz.

Bu yol uzatma çabasına rağmen Cımo, cem yerine haber ulaştıramaz ve Hakkı Onbaşı’yla cem yerine ulaşır ve toplumu cem töreni halinde görürler.

Cemiyetin başında oturanlardan biri de , Onbaşının evsahipliğini yapan İbrahim Kâhya’dır. Onbaşı hiddetlenerek;

İbrahim Kâhya, ben sana bu akşam bir yere gitmemeni söylemiştim, oysa seni burada görüyorum, diye çıkışır.
İbrahim Kâhya, mahçuplanıp önüne bakmaktan başka birşey yapamaz…


Onbaşı, tek başına tüm cemiyeti bozar, katılanları ayağa kaldırır ve tektek isim tesbiti yapar. Ceme katılanlar yaklaşık 50 kişi kadardırlar. Aralarında bugün hatırlanabilenlerden bazıları şunlardır: Ali Peze, Huski Meyrike, Komki Samke, Savkê Muske, Hasani Abbes, Gulkê Kome, Haski Same …

Bir Onbaşı, tüm cemiyeti toplayıp İbrahim Kâhya’nın evine götürür. Kâhya’nın evinde kaldığı için sözde kendisine torpil yaparak onun yerine Ali Peze’yi götürüleceklerin arasına katar.

Kâhya, ailesine dedeye yatak yapmalarını ve iki döşek sermelerini söyler. Buna karşılık Onbaşı, şu küstahlıkta bulunur:

Kucağına bir de keçik (kız) koyun!..
Onbaşı, yatak konusuna da müdahale ederek, dedenin yatağını evin ortasındaki dört- köşe bir direğin önüne yaptırır. Dedenin ayaklarını kalın dört-köşe direğin etrafında dolayarak iple bağlar. Dede, Kocolar köyünden Ali Eziz’dir.

Aynı gece Dede’nin köyüne de baskın yapılır, kardeşi Mithati Eziz’le birlikte çok sayıda kişi de orada gözaltına alınır.

Sabahleyin sazını dedenin eline tutuşturarak, ceme katılan tüm insanları kelepçeli olarak 5-6 saat yaya yürütüp Pazarcık’a götürür ve tümü tutuklanarak cezaevine konur.

Tutuklanan kadınlardan Fatkê Hemed , cezaevinde doğum yapar ve bir kızçocuğu olur. Adını, tepki olarak „Tırkê“ koyarlar…Tutuklananlardan Uski Meyrike orada hastalık kaparak çok geçmeden ölür.

Onbaşı, ceza olarak evsahipliğini yapan İbrahim Kâhya’nın da sakalını kesmek ister. Sakal- bıyık kesmek bir Alevi için çok daha büyük cezadır. Kâhya ise, Sünni Onbaşı Hakkı’nın elinin sakalına değmemesi için kendi köylüsü bir çobana sakalını kestirir.

Bu arada köylünün biriyse, Kâhya’nın sakalını başkasına kestirdiğini Onbaşıya ihbar eder. Bu da, Onbaşının yeni bir sözlü hakaretine yolaçar.

Zavallı İbrahim Kâhya ise hem kendisinden, hem de çocuklarından utandığı için, çocukları korkmasın ve garipsemesin diye yüzünü bir bez parçasıyla kapatmak zorunda kalır ve bu örtünme aylarca devam eder.

Salt bir cem töreni yüzünden kadınlı- erkekli yaklaşık 50 Alevi aylarca Pazarcık Hapishanesi’nde kalır. Çıktıktan sonra yoğurdu daha da üfleyerek yemek zorunda kalırlar…

Kaynak Kişi:Maraş’ın Çiğil köyünden İbrahim Kâhya’nın kızı, 80’li yaşlardaki Ayşe Meneş). düzenleyen:K. Aziz Kavak






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Siteniz:
Mesajın:
Reklam
 
yeni sitemiz www.ciglikoyu.com
 

DUYURU PANOSU

CİGLİ KOYU

HOS GELDINIZ

www.cigli.tr.gg
YENİ YAPACAGIMIZ SİTEMİZDE NELERİN ÖN PLANDA OLMASINI NELERE AGIRLIK VERİLMESİNİ İSTEDİGİNİZİ YAZINIZ. ÖRNEK VERECEGİNİZ BAŞKA BİR SİTE VARSA ONUDA YAZIN.

Sitene Ekle

Günlük Burç

 
www.ciglikoyu.com yeni sitemiz
 
BU GUN 1 ziyaretçi (17 klik) KISI BURDAYDI
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=